Ruhlar Aleminde Kalu Bela Ne Anlama Gelir ?

Berk

New member
Ruhlar Aleminde Kalu Bela Ne Anlama Gelir?

İslam inancında, "Kalu Bela" terimi, ruhların varlıklarının henüz bedenlere girmeden önce Allah ile yaptıkları bir anlaşmayı ifade eder. Bu terim, Kur'an-ı Kerim ve hadislerde geçen bir kavram olup, özellikle tasavvuf literatüründe önemli bir yer tutar. “Kalu Bela” ifadesi, “Biz razı olduk, sen bizim Rabbimizsin” anlamına gelir. Bu, ruhların Allah’a verdiği bir söz ve itaat etmeyi kabul ettikleri anı ifade eder.

Ruhlar Alemindeki Kalu Bela Olayı Nedir?

Ruhlar alemindeki "Kalu Bela" olayı, insanların dünya hayatına gelmeden önce, Allah’ın her bir ruhu bir araya çağırarak onlara hitap etmesidir. Bu çağrıda Allah, ruhlarına kendisinin tek ve yegâne ilah olduğunu, onları yaratmaya ve onları yaşatmaya güç yetireceğini bildirir. Bunun üzerine ruhlar, O’nun iradesini kabul ederek "Bela" diyerek bu ikrarı onaylarlar. Yani, bu ifade, bir nevi ruhların Allah’a olan bağlılıklarını, itaatlerini ve teslimiyetlerini beyan ettikleri bir sözleşmedir.

Ruhların kalu bela ile verdikleri bu söz, onların dünya hayatına gelmeden önceki ilk halidir. Ruhlar, O’na itaat etmek ve sadece O’na kulluk etmek konusunda söz verirler. İslam’ın temel inanç esasları doğrultusunda, bu olay, insanların yaratılmadan önceki saf ve temiz halleri olarak kabul edilir.

Kalu Bela’nın İslam’daki Yeri

İslam’a göre, her insanın ruhu, bedeninden önce yaratılmış ve Allah’a itaate çağrılmıştır. Bu çağrıya, ruhlar “Bela” diyerek cevap vermiştir. Bu da, insanların yaratılışındaki en temel amacın, Allah’a kulluk etmek ve O’nun emirlerine uymak olduğunu gösterir.

Kur’an-ı Kerim’de bu konuya dair direkt bir ayet bulunmasa da, birçok alim ve mutasavvıf, "Kalu Bela" olayının, insanın yaratılış sürecinin ilk adımlarını anlattığını ifade etmişlerdir. Örneğin, şu ayet, insanların yaratılış sürecine bir göndermede bulunur:

“Ve (o zaman) Rabbin, Âdemoğulları’nın sırtından soylarını alıp onlara, ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ diye sormuştu. ‘Evet, Rabbimizsin, şahit olduk’ demişlerdi.” (Araf, 7:172)

Bu ayet, ruhların Allah’a verdiği sözleşmeye ve Kalu Bela olayına işaret etmektedir. Ruhlar, burada, Allah’ın rabliğini kabul etmişlerdir ve bu kabul, dünyada da her bireyin bir şekilde, farkında olarak veya olmayarak, Allah’a yönelmesine zemin hazırlamaktadır.

Kalu Bela’nın Tasavvuf ve Felsefi Anlamı

Tasavvuf, Kalu Bela olgusunu daha derin bir şekilde inceler. Tasavvuf anlayışında, ruhların Allah ile yaptığı bu sözleşme, bir tür manevi uyanış olarak kabul edilir. Ruhlar, O’nun yüceliği karşısında hiçbir şekilde itaatsizlik yapamayacaklarını ve O’nun emirlerine mutlak bir teslimiyetle uymaları gerektiğini kabullenmişlerdir. Ancak, dünya hayatında bu sözleşme zaman zaman unutulabilir, insanlar dünyevi arzulardan dolayı bu doğal eğilimlerinden sapabilirler. Tasavvufi öğretiler, insanları bu unutulmuş sözleşmeye tekrar hatırlatmaya çalışır.

İslam felsefesinde de Kalu Bela, insanın özgür iradesi ile Allah’ın kudreti arasındaki ilişkiyi tartışmak için önemli bir temel oluşturur. İnsan, dünyaya geldiğinde, Allah’a ait bir sözleşmeye sadık kalma sorumluluğu taşır. Ancak, dünyadaki sınavında serbest iradesini kullanarak Allah’a karşı olan bağlılık ve inancını yeniden gözden geçirir. Bu, insanın özgür iradesi ile irade dışı ilahi kudret arasındaki dengeyi sorgulayan bir konudur.

Kalu Bela'nın Günümüzdeki Yansıması

Günümüz insanının Kalu Bela olayını anlaması, sadece tarihsel bir olayı hatırlamaktan çok, manevi bir uyanışa da işaret eder. İslam’a inanan bireyler, dünya hayatında yaşadıkları her anı, Allah’a olan sözleşmelerinin bir hatırlatması olarak kabul edebilirler. Her an, ruhların Allah ile yapmış olduğu ilk sözleşmeye dönük bir hatırlatma olabilir.

İslam düşünürleri, Kalu Bela’daki ruhların verdiği "Bela" sözünün, insanın özündeki temizliği ve saf niyetini temsil ettiğini belirtmişlerdir. Bu bakış açısına göre, insanlar dünyada karşılaştıkları zorluklar, dünyevi istekler ve arzular karşısında, Allah’a olan sadakatlerini tekrar gözden geçirmeli, ve yeniden O’na kulluk etmeyi hatırlamalıdırlar.

Kalu Bela'nın Diğer Dinlerdeki Yeri

Kalu Bela olayı, yalnızca İslam’a özgü bir kavram olarak kalmaz, benzer temalar diğer inanç sistemlerinde de bulunabilir. Örneğin, Yahudilik ve Hristiyanlıkta da ruhların bir anlamda yaradılış öncesi bir ilişki içinde oldukları, Allah’a benzer şekilde bir bağlılıklarının olduğu kabul edilir. Ancak İslam’daki Kalu Bela olayı, özellikle bir sözleşme ve mutlak teslimiyet bağlamında ele alınır. Bu nedenle, her dinin insanın yaratılışına ve ilahi iradeye dair anlayışları farklıdır.

Sonuç Olarak Kalu Bela'nın Önemi

Kalu Bela olayı, sadece bir tarihi olay olarak değil, aynı zamanda bireyin manevi gelişiminde temel bir referans noktası olarak anlaşılmalıdır. Ruhlar, Allah ile yaptıkları bu ilk sözleşme ile, insanların özlerinde taşıdıkları ilahi amacın bir hatırlatıcısıdır. Dünya hayatındaki sınavlar, bu sözleşmenin hatırlanması ve yerine getirilmesi sürecini yansıtır. İslam inancında Kalu Bela, insanların yaratılış amacına, özgür iradelerine ve Allah’a olan teslimiyetlerine dair önemli bir kavramdır.

Bu olay, aynı zamanda insanın gerçek benliğine dönme, özündeki saf ve temiz yaradılışa ulaşma çabasında bir rehberdir. İnsanlar, dünya hayatındaki tüm zorluklarla karşılaştıklarında, kalu bela’daki ruhlarının verdiği sözü hatırlayarak, yeniden Allah’a yönelmeli ve O’na olan bağlılıklarını güçlendirmelidirler.
 
Üst